Zayıflamak istiyorum

Afrika’nın pek çok ülkesinde halen şişmanlık toplumda itibarın ve zenginliğin sembolüdür. Çok değil belki İkinci Dünya Savaşı’nın öncesine kadar Batı toplumlarında da durum böyleydi. Şişmanlık toplumda yer etmenin, zenginliği göstermenin bir aracısıydı. Sonra hızlanan makineleşme, taşıma araçlarının yaygınlaşması, özellikle karbonhidrattan zengin gıdaların ucuzlaması ile herkes şişmanladı.

Şişmanlar toplumdaki statülerini kaybetmekle kalmadı, son yirmi yıl içinde şişmanlığın pek çok hastalığın anası olduğu anlaşıldı. Çünkü insan vücudundaki yağ dokusu sadece bir enerji deposu değil, metabolizma ile son derece sıkı ilişkileri olan ve vücut üzerinde etkili bir sürü kimyasal madde üreten bir organdı. Yağ dokusu normal olduğunda vücut için hayati bir enerji deposu olarak görev görürken, miktarı arttığında vücudun çalışma sistemini bozan uyarıcı kimyasalları üretmeye başlıyor.

Tıpta bu gelişmeler olurken özellikle bayanlar için başka nedenlerle de algılarımız değişti. Eski dönemlerin “bir dirhem et bin ayıp kapatır” lafı popülerliğini “sıfır beden”e kaptırdı. Özellikle bayanlar için zayıf olmak artık sağlıktan başka nedenlerle de önemliydi. Toplumda itibar ve statü için eskisi gibi şişman olmak değil tam tersine zayıf olmak gerekiyordu. Nadir olan bir durumla karşı karşıyayız; hem popüler olan hem de sağlıklı olan zayıf olmak. Popüler şeylerin sağlıklı olması çok zordur aslında.

Evet, gerçekten kilolu veya şişman olmak kendi başına bir hastalıktır, orta yaş üzerindeki bireylerin önemli bir kısmı da şişmandır. Çünkü çok az hareket ediyoruz ancak çok kalori alıyoruz. Karbonhidrattan zengin yüzlerce atıştırmalık ve ikramlık var, çok kolay ulaşıyoruz. Üç öğün yemek yemeyi sağlıklı bir davranış gibi algılıyoruz. Bir de başımızda sağlıklı insanlara bile önerilen “az ama sık yiyin” ucubesi var. Sözümüz diyabeti veya başka hastalığı olanlara değil elbet; ancak sağlıklı bir insan niçin az ama sık yer? Habire yemek yemek nasıl doğru bir davranış olabilir ki?

En nihayetinde çoğumuz “zayıflamak istiyoruz”. İnternette en çok aranan kelime dizilerinden bir tanesi bu; zayıflamak istiyorum. Yüzlerce diyet önerisi, bir o kadar bitkisel ilaç, gizemli ve mucize öneriler. Büyük bir ticari pasta bu; ye ye bitmez. Niçin zayıflayamıyoruz acaba? Hem istediğimiz kadar yemek, hem yan gelip yatmak ve sadece bir iki mucize kapsül almak bizi amacımıza ulaştırır mı? Sanırım bu soruya herkes hayır yanıtını verebilir. Peki nasıl zayıflayacağız? Ölüm diyetleri ile mi, devam ettiremeyeceğimiz ağır egzersiz programları ile mi? Bazı yöntemler birkaç birey için çalışıyor gibi gözükse de, toplumun geneli için bunların hiçbirinin işe yaramayacağı açıktır.

Bu sitede defalarca tekrarlanan altın kurallara uyum sağlayamadıktan sonra kalıcı zayıflamak ve zamanla kilo almamayı başarmak çok az insana nasip olacaktır. Genlerimiz tamamen yabancı bir çevreye uyum sağlamaya çalışmaktadır. İnanılmaz bir karbonhidrat yükü altındayız. Az sayıda doğal gıdada belirli miktarda bulunan fruktoz neredeyse tüm hazır ürünlerin içine girmiş durumda. Fruktozun nasıl bir tehdit olduğu artık açıkça ortaya çıkmıştır. Daha önce söylendiği gibi aydınlık-karanlık döngüsü ve bununla ilişkili olarak otonom sinir sistemimizin çalışma düzeni altüst olmuş durumda. Sofra dışında tükettiğimiz kalori miktarı çok ama çok yüksek. Doğru dürüst hareket etmiyor ve kaslarımızı kullanmıyoruz. Ama zayıflamak istiyoruz. İtiraf edeyim, hiçbirimizin durumu kolay değil.

Bundan bir yüzyıl önce zenginliğin ve statünün göstergesi olan şişmanlık bugün asrın vebası haline gelmiştir. Sadece zenginleri değil fakirleri de, sadece erişkinleri değil çocukları da yaygın olarak etkilemektedir. ABD’de 1950’lerden sonra yirminci yüzyılın sonuna kadar rekor düzeyde uzayan ortalama insan ömrünün, şu anda çocukluk ve gençlik dönemini yaşayan nesil ile son bulacağı tahmin edilmektedir. Bu yeni nesil ABD’de uzun zaman sonra anne ve babalarından daha az yaşayan ilk nesil olacaktır. Bunun nedeni hızla artan şişmanlık oranı ve bununla ilişkili medeniyet hastalıklarıdır. İştahın ve bununla ilişkili olarak şişmanlığın ilaçlarla önlenmesi çalışmaları henüz umut vaat etmemektedir. Şişmanlığın en iyi çözümü zayıflamak değil, hiç şişmanlamamaktır. Daha önce de söylendiği gibi şu anki bilgilerimiz ışığında insan ömrünü uzattığı ispat edilen tek davranış “az yemek” olarak ifade edilebilecek “kalori kısıtlaması”dır. Yani sağlıklı ve uzun ömür için en iyisi hiç şişmanlamamaktır; bu gerçeği yüzyıllar önce bir İtalyan bilim insanı şu sözlerle özetlemiştir; insanlar mezarlarını dişleriyle kazarlar.

Doç.Dr.Ahmet Korkmaz
Kaynak: allturk.com