Yeniden çok su içmek

Ben demiştim demek aslında ayıptır. Ancak başta türlü de olmuyor. Daha önceki bir yazıda çok su içmenin pratik olarak hiçbir yararı olmadığını ifade etmiştim. Kimseyi korkutmamak için sadece çok su içmenin kendisi hakkındaki bilimsel verileri yazmıştım. Ancak öyle görünüyor ki, çok su içmenin faydasızlığı yanında tükettiğiniz suyun ambalajı hakkında da bir şeyler söyleme gereği hasıl oldu.

Malum artık sularımızın hemen tamamı plastik şişelerde bizlere sunuluyor. Üzerinde ruhsat almak için yapılmış kimyasal analizlerine bakıyoruz. Bu analizlerde temel kimyasal elementler, suyun sertliği, pH’sı gibi kimyasal değerlere yer veriliyor. Ancak su bunlardan ibaret değil. Dahası suyun kendisi ne kadar iyi/sağlıklı olursa olsun hangi yol ile bizlere ulaştığı daha önemli.

Konu hakkında bir uzmana kulak verelim; www.kimyamuhendisi.com sitesine göre polikarbonatlar , termoplastiklerin özel bir grubudur. İşlenmesi, kalıplanması, ısıl olarak şekillendirilmesi kolaydır, bu tip plastikler modern imalat sektöründe çok geniş kullanım alanı olan plastiklerdir. Polikarbonatlar olarak isimlendirilmişlerdir, çünkü uzun moleküler zincirleri içinde karbonat grupları (-O-CO-O-) tarafından bağlanmış fonksiyonel gruplara sahiptirler. Polikarbonatlar endüstriyel olarak karşımıza polikarbonat levha, tüp, boru, mutfak eşyası, cam alternatifi, su şisesi, bebek biberonu, güneş gözlüğü, otomobil farı, CD gibi ürünler olarak çıkıyor. Yani sularımız polikarbonat şişelerde bizlere sunuluyor.

Harvard Üniversitesi (onlar söyleyince daha güvenilir olduğu için üniversite ismi önemli) öğrencileri bir hafta boyunca polikarbonat şişelerden içeceklerini içen yetişkin gönüller üzerinde yaptıkları araştırma sonucunda, araştırmaya katılan gönüllülerin idrarlarındaki Bisfenol-A (BPA) miktarının 2-3 kat arttığını tespit ettiler. Polikarbonatların üretiminde kullanulan BPA, insan vücudundaki endokrin sistemini bozan ve “endocrine disruptor” adı verilen insan yapımı kimyasallardan birisi. Polikarbonat şişelerden sadece bir hafta su içen bireylerdeki artış bu! Afiyet olsun.

BPA maddesinin cinsel fonksiyonları bozduğuna dair her yerde bilgi bulabilirsiniz. Bayanlarda adet bozuklukları, erkeklerde sperm sayı ve hareketliliğinde düşme bunların başlıcalarıdır. Karaciğer ve kalp fonksiyonlarını etkilediği, diyabet, bayanlarda meme, erkeklerde prostat kanseri riskini artırdığını da ben ifade etmiş olayım. Dahasını isteyenlere “bisphenol a” ifadesini google’a yazarak küçük bir araştırma yapmalarını öneririm.

Yine www.kimyamuhendisi.com sitesinden devam edelim; Belcher ve arkadaşları kullanılmış polikarbonat su şişelerini ve aynı marka ile satın aldıkları yeni polikarbonat su şişelerini, normal hayatta bu polikarbonat su şişelerinin kullanım şartlarını simüle edecek şekilde 7 gün boyunca test ettiler ve polikarbonat şişelerden salınan BPA’nın kullanılmış ve yeni şişelerde aynı olduğunu buldular. Ancak, kaynar suya tabi tutulmuş polikarbonat şişelerin çok daha fazla BPA salınımı gerçekleştirdiğini gözlemlediler. Aradaki farkın ise 15 ile 55 kat arasında değiştiğini rapor ettiler.

Burada en çok dikkat edilmesi gereken konu polikarbonattan mamül bebek biberonları. Çünkü bu biberonlar bir çok anne tarafından kaynar su veya buhar ile dezenfekte ediliyor. Oda sıcaklığında bu biberonların kabul edilebilir seviyelerde BPA salınımı yaptığı varsayılsa bile, böyle bir dezenfeksiyon uygulamasında risk iyice artıyor. Biberon içindeki sütün de normalden çok daha fazla sıcak olduğu düşünülürse polikarbonat bebek biberonu kullanmadan önce bir kere daha düşünmek lazım. Kimsenin panik olmasına gerek yok, cam şişe kullandığınızda bu sıkıntıdan kurtulmuş oluyorsunuz.

Ben başka bir noktaya temas etmek istiyorum. Daha önce ifade ettiğim gibi modern insan için asıl olan “tüketmek”tir. Ne tükettiğiniz, tükettiğinizin sağlıklı olması veya olmaması hiç önemli değildir. Artık su için durum bu olduğuna göre, aynı maddeden üretilmiş ve gazlı içecek, soda, meyve suyu gibi ürünleri içinde barındıran plastik şişeler hakkında bir şey söylemeye gerek yoktur. Kolalı içeceklerin, meyveli diye yutturulan aromalı sodaların ve fruktoz ile tatlandırılmış meyve sularının kendi zararı yetmiyormuş gibi bir de ambalajlarından dolayı ciddi sıkıntılar var.

Diyebilirsiniz ki, kola gibi zaten tamamı ile sakıncalı hatta toksik (zehirli) denebilecek bir sıvının (içecek demek sakıncalıdır) ambalajı düzgün olsa ne olur! Efendim ben de sizinle aynı kanaatte olduğumu ifade etmek isterim. Aynı fikirde olmayı arzu ettiğim bir başka konu ise; bilimsel olarak ömrü uzattığı ispatlanan tek davranışın tüketmemek anlamına gelen “kalori kısıtlaması” olduğu gerçeğidir. Tüketerek sağlıklı olmak hakkında hiçbir bilimsel veri yoktur. İhtiyacınız yok ise ne vitaminin, ne mineralin ve hatta ne de suyun bize faydası yoktur. Toksinlerden arınacağım derken başımıza gelenlere bakınız!

Kaynak: allturk.com