Sağlıklı beslenme için hatırlatmalar

Atıştırmıyorum.

Herşeyin bir sınırı vardır, sınırsız meyve sebze diye birşey yoktur.

Öğle çayı, öğle sohbeti, öğle gezisi, öğle uykusu vardır; öğle yemeği diye birşey yoktur.

Çay çocuklar ve yaşlılar hariç mükemmel bir içecektir. Kahve değildir. Ama çayın içine şeker atmak, pişmiş aşa su katmak gibidir.

Çiğ tüketilen zeytinyağı bir mucizedir; hiçbir şekilde vazgeçilmemelidir.

Light ürün diye birşey yoktur. Bu tamemen ticari bir aldatmacadır. Beynimiz tüketilen light ürün ile kalori alınmadığını ya da az kalori alındığını bilir.

Domates ve ürünleri (salça, kurutma, püre vs.), sarmısak, soğan ve nanenin olmadığı bir yemeğin sağlıklı olduğundan bahsetmek zordur.

Ne yediğiniz, ne zaman yediğniz değil ne kadar yediğiniz önemlidir.

Sağlıklı margarin diye bir şey mümkün değildir; hiçbir margarin kalbinizin dostu da değildir.

Bir yağın içinde kolesterol olmaması onu sağlıklı yapmaz; kolesterol hayati bir moleküldür.

Yiyerek sağlıklı olunacağına dair tüm algılar yanlıştır.

Fazla vitamin, mineral veya benzerleri kesinlikle anlamsız, bazen zararlıdır.

Atlanmaması gereken tek öğün akşam yemeğidir. Mümkünse mutlaka tüm aile bireyleri ile birlikte ve sohbet ortamında yenmelidir. Akşam yemeği mutluk kaynağıdır.

Midemiz her defasında doldurulması gereken bir torba değildir. Boş kalmak onun da hakkıdır.

Gece sabaha kadar hiç yemek yemediğim için vücut enerji depolarının tükendiği bir yalandır. En zayıf insanın vücudunun bile erkeklerde %10’u, bayanlarda %15’i yağdır.

Böbrek üstü bezi, her sabah kortizol salgılayarak, vücudun ihtiyacı olan şekeri depolardan ürettirir ve kana salgılatır. O nedenle sağlıklı insanların açlık kan şekerleri hiçbir zaman düşük çıkmaz.

Kullandığımız organlar gelişir, kullanmadığımız organlar geriler.

Beyin ile sindirim sistemi zıt çalışır. İki sistem arasında haber taşıyan en az 10 hormon vardır.

Açlık insana tokluktan çok daha fazla şey kazandırır.

İnsan ömrünü uzattığı bilimsel olarak ispatlanmış tek davranış az yemektir.

Doyması gereken midemiz değil beynimiz ve algılarımızdır.

Doç.Dr.Ahmet Korkmaz
Kaynak: allturk.com