Şafak Fenomeni

Bu sitede belki onlarca defa gen-çevre uyumsuzluğu ifadesi geçmiştir. Bıkmayınız; ne kadar geçse yeridir. İnsan vücudu orijinal bir dizayndır; motifikasyonları çok kolay kabul etmez. Bunun en önemli örneklerinden bir tanesi insan vücudunun aydınlık-karanlık döngüsüne ne kadar bağlı olduğunun son yirmi yıl içerisinde daha iyi anlaşılması ile ortaya çıkmıştır. Bu yazıda döngünün birinci ayağı olan şafak fenomenine değinilecektir.

Şafak kelimesi artık sıklıkla tezkere bekleyen askerler tarafından kullanılıyor. Modern insan, pek şahit olmadığı için “şafaktan önce”, “şafak sökerken” gibi ifadeleri kahramanlık hikâyeleri ve şiirlerinde okuyor. Bizler şafağı unutsak da insan vücudu şafak sökerken havanın aydınlanmasından elde ettiği bilgeler ile siz uyusanız da uyansanız da bir seri değişikliğe gider. Havanın aydınlanması ile başlayan ve vücutta önemli değişiklerle sonuçlanan bu sürece şafak fenomeni denir. Fenomendir çünkü duyularla algılanır, biz fark etmesek de gerçekleşir.

Karanlık dönemin bittiği şafak sökmesi döneminde vücut gözler aracılığı ile yeni bir günün başladığını algılar ve insan vücudunu bu yeni güne hazırlar. Bu hazırlıklar özetle, kan basıncının, kalp atım sayısının, kan şekerinin, algılamanın ve dikkatin yükselmesi olarak özetlenebilir. Vücut dinlenmiş, yenilenmiş olarak yeni bir çalışma periyodu için gerekli tüm metabolik düzenlemeleri yapar. Bu nedenle sağlıklı bireylerin sabah açlık kan şekerleri hiçbir zaman düşük çıkmaz. Sabah açlık kan şekerinin kahvaltı ile bir ilgisinin olmadığı da böylece ortaya çıkar.

Modern insanın günlük hayatı tamamen saate bağlıdır. Çalışma mantığı örneğin sabah sekiz, akşam beş şeklinde mekanik olarak ifade ve kabul edilir. Bu yaklaşım vücudun çalışma prensiplerine hiç de uygun değildir ve çoğunlukla en verimli saatlerin boş yere harcanmasına neden olur. Aynı zamanda yaz ve kış dönemlerinde aynı sürede çalışmayı gerektirir; oysa insan vücudu uzun günlerde daha çok, kısa günlerde daha az çalışmayı yeğler. Neyse bunları geçelim; ancak bir noktayı hatırlayalım.

Yine eskilerde kalmış “etüd” diye bir ifade vardır. Yatılı okullarda, din adamı yetiştiren manastırlarda çok uzun dönem sabah etüdleri “en verimli ders çalışma ve öğrenme dönemi” olarak kullanılmıştır. Bu en verimli etüdlerin sabah hava aydınlanırken ve kahvaltıdan önce olması asla bir tesadüf değil, bilerek veya bilmeyerek tam bilimsel bir tercihtir. Modern çağda sabah sporu bu bilimsel gerçeği kullanan nadir faaliyetlerdendir. Büyük yazar ve şairlerin, bilim adamlarının en verimli dönemleri de bu etüd dönemi ile örtüşmektedir.

Bilimsel veriler insan vücudunun bedensel ve zihinsel olarak en iyi çalıştığı dönemin şafaktan sabah saat on-onbir civarına denk gelen yaklaşık 4 saatlik dönem olduğunu göstermektedir. Ancak modern yaşam tarzı bu dönemi genel olarak kullanmamaktadır. Bu dönemin uyanık geçirilmesi ve özellikle zihinsel faaliyet gösteren kişilerin kullanmaya çalışması önemle tavsiye olunur. Daha önceki yazılarda ifade ettiğimiz karanlık dönemde melatonin salgılanması şafak fenomeni ile tamamen sona erer. İnsan için aktif dönemde kan melatonin düzeylerinin düşük olması önemlidir. İnsanda aydınlık dönemde kan melatonin düzeylerinin yüksek kalması bazı sorunlara neden olur. Bu nedenle daha sonra inceleyeceğimiz sabahları uygulanan parlak ışık tedavisi bazı nöropsikiyatrik hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır.

Doç.Dr.Ahmet Korkmaz
Kaynak: allturk.com