Scroll to top

Ozon tedavisi ve yeni umutlar

1839 yılında keşfedilen ve uzun zaman şehirlerin su arıtma sistemlerinde dezenfektan olarak kullanılan ozon gazı, pek çok kişi tarafından bu özelliği ile bilinir. Ayrıca atmosferdeki koruyucu ozon tabakası ile ilgili haberler bu gazın bilinirliğini artırmıştır.

Atmosferin üst tabakalarında koruyucu, ancak solunan havada akciğerlere ve göze zararlı etkileri olan bu gazın ilk tıbbi kullanımı Birinci Dünya Savaşı’nda Alman askerlerin Alman askerlerinin kangren ve benzeri ciddi yaralanmalarını tedavi eden Dr. Albert Wolff tarafından gerçekleştirilmiştir. Tıbbi bir toplantıda ozonun tedavi edici bir ajan olarak tartışıldığı ilk önemli organizasyon 1935 yılında Berlin’de toplanan 59. Alman Cerrahi Birliği (59th Meeting of the German Surgical Society) toplantısı olup, burada Dr. Erwin Payr “Cerrahi’de Ozon Uygulamaları” başlığı altında kendi vakalarını sunmuştur. Bu tarihten sonra 80’li yıllara kadar, ozon tedavisini münferit olarak uygulayan çeşitli hekimler ve araştırmacılar bulunmaktadır. 1980’li yıllardan itibaren tıbbi amaçla ozon kullanımına yönelik gerek bilimsel çalışmalar, gerekse vaka serileri literatürde artmaya başlamıştır.

Ozon tedavisi belirli bir miktarda oksijen/ozon karışımının vücut boşluklarına ya da dolaşım sistemine uygulanmasıdır; bu karışım toplar damar, kas ve eklem içine, uygulanabildiği gibi deri üzerine de uygulanabilir. Ozon tedavisinin en yaygın uygulaması haline gelmiş olan yöntem 1974 yılında Dr. Wolff tarafından tarif edilmiştir. Bu yöntemde; bir miktar kan (50–270 ml) vücut dışına alınarak, ozona dayanıklı bir şişede 5-10 dakika oksijen/ozon karışımıyla temas ettikten sonra tekrar aynı kişiye geri verilir. Tarif edilen uygulama şekli majör otohemoterapi (AHT) olarak adlandırılmaktadır. Bu tarihten günümüze, daha çok Avrupa, Küba ve Kanada’da olmak üzere milyonlarca hastaya ozon tedavisi uygulanmış ve hemen hiçbir yan etki ile karşılaşılmamıştır.

Ozon tedavisi klasik anlamda ilaçlardan farklı bir etki mekanizmasına sahiptir. Kısaca ozon tedavisi, vücudun kendi tedavi edici mekanizmalarını harekete geçiren ve onun hastalıklarla savaşma gücünü ciddi düzeyde artıran bir etki oluşturur. Bu özelliklerinden dolayı, tıbbi tedavilerin yetersiz kaldığı pek çok durumda yüz güldürücü sonuçlar elde edilebilir. Aşağıdaki listede sıralanan hastalıklar ozon ile tedavi edilebilecek hastalıkların ne denli fazla olduğunu göstermektedir.

• Özellikle diyabetik yaralar olmak üzere tüm zor iyileşen yaraların tedavisinde

o Diyabetik ayak

o Açık bacak yaraları (ulcus cruris)

o Bası yaraları (dekubitis yaraları)

o İltihabi barsak hastalıkları (Chron, kolit, proktit)

o Yanıklar, haşlanma yaraları

o Bakteri ve mantar enfeksiyonları

o Damar tıkanıklığına bağlı özellikle bacaklarda ortaya çıkan kanlanma bozuklukları ve buna bağlı ülserler, yaralar

• Virüslere bağlı hastalıklar

o Viral hepatitler (hepatit B ve C)

o Agız çevresi ve genital bölgedeki uçuklar (herpes infeksiyonları)

o Çok sık gribal enfeksiyon geçirme (influenza)

• Yaşlılığa bağlı şikayetlerde

o Yorgunluk, halsizlik, genel vücut ağrısı

o Egzersiz yaparken ortaya çıkan yorgunluk ve bacaklarda dolaşım bozukluğuna bağlı ortaya çıkan ağrı ve şişlikler

o Eklem hasarının azaltılmasına yardımcı olarak

o Yaşa bağlı maküler dejenerasyonunun kuru tipinde

• Cinsel fonksiyonların desteklenmesi

o Diyabetin erken evrelerindeki ereksiyon kaybının tedavisinde

o Depresyon ve duygu durum bozukluklarına bağlı cinsel isteksizlerin ve ereksiyon sorunlarının giderilmesinde

• Otoimmun hastalıklarda non-spesifik immunomodulasyon amacıyla

o Romatoid artrit, psöriasis, multiple skleroz, lupus, Behçet hastalığı gibi immun sistemin aşırı aktivasyonu ile ortaya çıkan hastalıklarda yardımcı tedavi olarak

o Kalp yetmezliği olan hastalarda (mutlaka hastayı takip eden hekimin onayı ile yapılır)

• Dolaşım bozuklukları ve damar endotel hasarına bağlı durumlarda

o Şeker hastalarında damarların hasarlanması sonucu ortaya çıkan dolaşım bozuklukları ve doku hasarının (göz, böbrek, sinir) azaltılmasında

o Yaygın sellüliti olan kişilerde cilt dolaşımının düzenlenmesinde

o Fibromyaljide ortaya çıkan bölgesel dolaşım bozukluğunun giderilmesinde

o Özellikle sigara içimine bağlı dolaşım bozukluklarının giderilmesinde

• Kronik inflamasyon ile seyreden solunum sistemi hastalıklarında

o Astıma

o Kronik Obstriktif Akciğer Hastalığı (KOAH)

• Kronik yorgunluk sendromu, depresyon ve duygu-durum bozukluklarına bağlı ikincil şikayetlerde vücudun savunma sistemlerinin desteklenmesi amacı ile

• Kanser tedavisinde kullanılan kemoterapi ve radyoterapinin etkinliğini artırmak ve savunma sistemini desteklemek amacı ile

• Alzheimer, Parkinson ve bunama gibi yaşa bağlı hastalıkların tedavisinde yardımcı olarak ve şikâyetlerin azaltılması ve genel iyilik halinin sağlanması amacı ile güvenle kullanılan bir tedavi yöntemidir.

Ülkemizde yeni tanınmaya başlayan bu tedavi yönteminin özellikle tedavisi zor uzun süreli hastalıklarda hastalara yeni bir umut olacağı açıktır.

Doç.Dr.Ahmet Korkmaz
Kaynak: allturk.com