Scroll to top

Ozon tedavisi ile zayıflama

Ozon tedavisi pek çok hastalıkta yararlı sonuçlar doğuran, yüzyılı aşkın süredir bilinen ve kullanılan yardımcı bir tedavi yöntemidir. Bu tedavi ile insan vücuduna hiçbir ilaç verilmez; vücutta mevcut mekanizmalar güçlü bir şekilde uyarılır. Ozon tedavisi ile elde uyarılan mekanizmalara göz atıldığında, vücuttan yağ kaybının artırılması ve sellülitlerin ortadan kalkması gibi yararlar elde edilebileceği açıktır. Ancak hiç kimse sadece ozon tedavisi alarak kilolarından kurtulamaz. Kurtulamaz çünkü gerçek anlamda yağ kaybetmek için harcanan kalori miktarından daha az kalori almak gerekir. Bu basit ancak temel mantık ile rahatlıkla kilo verebilirsiniz. Pekiyi bu kurala uymak kolay mıdır? Tabii ki değildir; öyle olsaydı kilo vermek bu kadar büyük bir toplumsal sorun haline gelmezdi. Hemen her gün internette yayına başlayan yeni siteler ne oldukları, hangi mekanizma ile zayıflattıkları hatta içinde ne olduğu bile bilinmeyen bitkisel ürünlerle insanları garantili zayıflattıklarını iddia ediyorlar.

Vücudun sesini dinlemeyen hiçbir zayıflatma yöntemi çalışmaz

Bu nedenle ben bu iddiaların hiçbirine katılmıyorum. Hatta bitkisel bazı ürünlerle gerçekten zayıflayanlar olsa bile, bu etkinin kalıcı olmadığını biliyorum. Eğer vücudunuzu aldatırsanız kesinlikle sizden intikamını alacaktır. Sizin nefret ettiğiniz göbek, kalça vs. yağların nedeni sizsiniz. Nasıl onları vücudunuza sokarken onun sesini dinlemediniz, ihtiyacınız olmadığı halde aşırı kalorili beslendiniz; şimdi sıra vücudunuzda. O da yağlarını size kolayca vermeyecektir. Çünkü yağ dokusu olarak kilo alan insanların metabolizmaları bozulur. Başta karbonhidrat (şeker) metabolizması olmak üzere dengeler alt üst olur. Kilo alan kişi bunu fark edemeyebilir. Ancak glikoz-insülin ilişkisi hemen tüm şişmanlarda bir şekilde bozuktur. Bu bozukluğun önemli bir kriteri atıştırma ya da açlık krizleridir. Öğünler arasında ortaya çıkan halsizlik ve yorgunluk ile karakterize bu durum aslında hiç de enerjiye ihtiyacınızın olmadığı dönemlerde ortaya çıkar. Çünkü kısa bir süre önce ana öğünlerden bir tanesini (öğlen veya akşam) yemişsinizdir.

Metabolizmanızı önemsemelisiniz

ancak bozulmuş metabolizmanız kan şekerini sağlıklı bireylerdeki gibi düzenleyemediği için şişmanların çoğu öğünlerden sonra kan şekerinin yükselmesi, buna yanıt olarak biraz fazla insülin salgılanması ve ardından kan şekerinin düşmesi şeklinde ortaya çıkan bir döngüye sahiptirler. İşte kan şekerinin düştüğü bu dönemde atıştırma krizleri ortaya çıkar. Bu dengesizliği düzeltmedikten sonra dilediğiniz kadar destek tedavi görebilirsiniz; sonucu çok fazla değiştiremeyeceğiniz açıktır. Bu bölümde anlatılan ve başka nedenlerle aslında çoğu şişman kişi diyabet değilse bile pre-diyabetiktir. Yani gelecekte büyük olasılıkla şeker hastası olacaktır. Bu kişilerin sabah açlık kan şekerlerinin normal olmasının anlamı büyük değildir. Çünkü bizleri asıl hasta eden post-prandial dediğimiz yemeklerden sonra ortaya çıkan yüksek kan şekeri ve onu takip eden olaylardır.

Altın kurallar

Böylece metabolizmanızın sesini dinlemek durumundasınız; bu sese kulak verdiğinizde üç altın kural duyarsınız. Birinci altın kural “makul, mantıklı ve yaşam tarzına dönüştürülebilecek beslenme alışkanlığı”, ikinci altın kural “makul, mantıklı ve yaşam tarzına dönüştürülebilecek hareket alışkanlığı” ve üçüncü altın kural ise “karbonhidrat krizlerinin önlenmesi”dir. Gümüş ve bronz kurallara geçmenin pratikte anlamı yoktur; zira pek çok insan bu üç kurala uyum sağladığında diğerleri çok daha kolay uygulanabilir prensiplerdir.

İşte bu üç altın kurala uyumunuzu kolaylaştıran ozon terapi zayıflamak isteyenleri çok mutlu edecek sonuçlar doğurabilir. Ozon tedavisi zayıflamaya kararlı ancak diyet yapmakta zorlanan, harekete isteksiz ve açlık krizleri yaşayan kişilerde etkileyici metabolik değişimlere neden olur. Diyet yapmakta zorlanan insanlardaki en temel sorunlardan bir tanesi diğer iki kural konusunda sıkıntı yaşamalarıdır. Bu insanlar diyetin yanında bir de hareket programı takip etmek istemezler. Hatta çoğu kişi vücudun çalışma prensiplerine tamamen ters olarak akupunktur gibi iştahı merkezi olarak kesen yöntemleri tercih ederler. Sonuç genellikle kısa vadede memnuniyet verici, uzun vadede ise (genellikle üzerinden bir sonbahar-kış dönemi geçtiğinde) faciadır. Oysa uygun bir diyet ile beraber hareket miktarınızı artırdığınız sürece kan şekeriniz düzenlenir, insülinin gücü artar ve açlık krizlerinin şiddeti azalır. Açlık krizlerinin şiddeti azaldıkça “atıştırma” ve “kaçak” miktarı azalır.

Ozon tedavisi zayıflamanıza yardımcı olur

Ozon tedavisi, bireylerin metabolik hızını artırmanın en iyi yollarından bir tanesidir. Çoğu kişide kan şekerinin düzenlenmesine destek olur ve açlık krizlerini önler. Organizmanın yağlardan enerji üretmesi için gerekli hücresel düzenlemeleri kuvvetlendirir. Başta cilt olmak üzere, beyin ve kasların kan dolaşımını artırarak vücudun daha iyi oksijenlenmesine, enerjiye daha kolay ulaşmasına yardımcı olur. Pek çok bilim insanı asıl doyması gerekenin midemiz değil beynimiz ve algılarımız olduğunu kabul eder. Ozon tedavisi ile desteklenen metabolizma sonucu beynimiz ve algılarımız enerji krizine girmez, yağların enerji amaçlı kullanımı artar ve hem diyete hem de egzersize uyum desteklenir. Birkaç seans ozon tedavisinden sonra ortaya çıkan “artmış iyilik ve zindelik hali” vücut tarafından son derece olumlu algılanır. Böylece birbirini pozitif olarak etkileyen, “metabolizmanın hızlanması” “yağlardan elde edilen enerji oranının artması” “artmış zindelik ve iyilik hali” “beynin ve algıların bu durumu onaylaması” süreci kazan-kazan modeli olarak ifade edilen ve kilo vermeyi adeta eğlenceye döndüren bir döngü oluşturur.

Bu açıklamalardan sonra ozon tedavisinin zayıflamanıza paralel olarak cilt ve cilt altı dolaşımını düzenleyerek sellülit sorununu da kolaylıkla çözeceğini söyleyebiliriz.

Doç.Dr.Ahmet Korkmaz
Kaynak: allturk.com