Kalbiniz değerlidir; kalbinizi koruyun

Bu güzel slogan son günlerde televizyolar dahil heryerde karşımıza çıkıyor. Şimdilerde daha iyi niyetlere hizmet eden bu ifade daha önce bir margarin markası tarafından kullanılmış ancak mahkeme kararı ile yasaklanmıştı.

Kalbi korumak için onlarca neden sayılabilir; bu konu herkesin malumu. Ancak ben yine de kalbin bir günde yaptığı işi hatırlatmak isterim. Kalbe ait yaklaşık değerler aşağıdaki gibidir;

Kalbimiz dakikada 75, saatte 4500, günde 108 bin, ortalama bir ömürde 3 milyar defa atar.

Kalbimiz dakikada 5, saatte 300, günde 7200 litre kan pompalar. Bu rakam bir akaryakıt tankerinin büyük kısmını doldurabilecek bir miktardır.

Kalp hiçbir zaman duramayacağı için, dinlenmesi çalışırken olur.

Normalde insanın kasları kullandıkça gelişir ve kas kitlesi artar (hipertrofi). Kalp kası sahip olduğu özel bir düzenleme ile devamlı çalışmasına rağmen hipertrofiye uğramaz; uğraması hastalık olarak kabul edilir.

Kalp kan pompalamak yanında çok önemli başka görevler de icra eder. Damarların içinde dolaşan kan miktarını ayarlamaya yardımcı olması bunlardan bir tanesidir. Vücudun değişen ihtiyaçlarına göre pompaladığı kan miktarını artırabilir. Beyin ve böbrek üstü bezi ile sıkı ilişkileri vardır.

Sanırım diğer organlar gibi bu organı da korumak için elimizden geleni yapmalıyız. Kalp-damar hastalıklarının toplumda görülme sıklığı arttıkça, kalp ve damarları korumanın önemi de dahi iyi anlaşılıyor. Kalbinizi koruyun hareketi beş ana konuya dikkat çekiyor. Sigara, şişmanlık, hareketsiz yaşam, yüksek tansiyon ve listelerin olmazsa olmazı kolesterol. Eğer bu sonuncu maddeyi eklemez iseniz ilaç firmaları bu harekete sponsor olmaz. İlla ki kolesterol olacak bu listede. Kesin ifadeler kullanmak haddime değil ancak ilk üç madde başarıldığında ilaç kullanmak durumunda olan her iki hastadan bir tanesi ilaçsız olarak normal tansiyon ve kolesterol değerlerine ulaşıyor. Ancak böyle yaparsanız ilaçsız tedavi olmuş olursunuz. Yapacaklarınız sigara içmemek, zayıflamak ve sağlıklı beslenme alışkanlığı kazanmak, bir de hareketli yaşam alışkanlığı kazanmak. Birkaç yaşam tarzı değişikliğine daha gittiğinizde zaten kalp-damar hastalıklarına karşı en iyi duruma gelmiş oluyorsunuz. Ne gerek var baştan kolesterol ilacı kullanmaya. Zaten en meşhurları statinler istediği kadar kolesterolü düşürsün hiç kimse karaciğer ve kalp üzerine olan yan etkilerini göz ardı etmemelidir.

Bu kalbinizi koruyun hareketinde margarin firmalarını görememek beni şaşırttı. Onlar böyle bir sponsorluğu asla kaçırmazlardı. Belli ki kabul edilmemişler. Zira kalbinizi koruyun diyemeyen margarin firmaları daha yumuşak bir ifade seçerek (kalbiniz değerlidir) yollarına devam ediyorlar. Evet gerçekten kalbiniz değerlidir ve lütfen kalbinizi her tür margarinden koruyunuz. Katı yağ ihtiyacınızı tereyağı ile karşılayınız; hiçbir şekilde zararlı, damar tıkayıcı değildir. Hatta sadece bu davranış değişikliği ile kan kolesterol düzeylerinizi bile düşürebilirsiniz. Tabii illa düşürmek istiyorsanız.

Pekçok hastada kan kolesterol değerleri başka nedenlerle yüksektir. En önemlisi de damarların içini döşeyen tek sıralı endotel hücrelerinin hasarlanmasıdır. Bu hücreleri hasarlayan asıl neden de yağlar değil şekerlerdir. Açlık kan şekeriniz normal olabilir; ancak modern insanı hasta eden yemeklerden sonra ortaya çıkan (postprandial) kan şekeri yükselmeleridir. Pek haberimiz olmaz, sabahları açlık kan şekerimiz normal çıkar biz de herşey yolunda zanneder, ha bire kolesterol ile uğraşırız. Kalbiniz değerlidir ve onu koruyun. Margarinden uzak durarak, sigarasız, hareketli bir yaşam sürerek ve kilomuza çok dikkat ederek kalbimize iyilik yapabiliriz. Biz bunları yaparsak, zaten kolesterol değerlerimiz de düşücektir.

Doç.Dr.Ahmet Korkmaz
Kaynak: allturk.com