Scroll to top

Mutlu olunacak, Ol!

Türkiye İstatistik Kurumunun (TÜİK) yayımladığı “Yaşam Memnuniyeti Araştırması 2008” verilerinden yapılan derlemeye göre, vatandaşlarımızın yüzde 30’u orta düzeyde mutlu, yüzde 48’i mutlu, yüzde 8’i de çok mutlu olduğunu ifade ediyor. Bu rakamları toplayınca ülke insanının yüzde 86’sının kendisini mutlu hissettiği gerçeği ortaya çıkıyor. Mutsuz olduğunu belirtenlerin oranı yüzde 10 civarında çıkarken, çok mutsuzlar yok denecek kadar az.

Daha da enteresan olanı üniversite mezunlarının yüzde 70’i mutlu, yüzde 25’i orta düzeyde mutlu olduğunu dillendiriyor. Mutsuzluk oranı ise eğitim durumuna paralel düşüyor ve nihayet ilkokul mezunlarında yüzde 54 ile en düşük orana iniyor. Hane halkı gelir grubuna göre bireylerin mutluluk düzeyi incelendiğinde, mutluluğun gelirle doğru orantılı olduğu ortaya çıkıyor. Yani para mutluluk getiriyor.

Araştırmanın bana göre tek inandırıcı tarafı mutluluk kaynağı ile ilgili olan kısmı. Türk toplumunda en büyük mutluluk kaynağının “tüm aile” olduğu anlaşılıyor. En büyük mutluluk kaynağının tüm aile olduğunu söyleyenlerin oranı yüzde 70. Oysa aynı soru daha özel bir şekilde sorulduğunda mutluluğun kaynağını çocuklar olarak görenlerin oranı yüzde 14, eş olarak görenlerin oranı yüzde 7’ye iniyor.

Önce bu araştırmanın Türk toplumu üzerinde mi yoksa başka bir toplum üzerinde mi yapıldığını yeniden kontrol ediyorum. Sonra aşağıdaki matematiksel gerçeklerle bu araştırmanın sonuçlarını örtüştürmeye çalışıyorum; işin içinden çıkamıyorum. Gazetelere ve internet sitelerine de yansıyan haber şöyle diyor; “Türkiye’de son 4 yılda antidepresan ilaç kullanımındaki artış endişe verici. Yüzde 85 oranındaki artış uzmanları tedirgin ediyor. 2003 yılında 14 milyon 138 bin kutu antidepresan tüketilirken, bu rakam 2006 yılı verilerine göre 22 milyon 651 bine, 2007 yılında ise 26 milyon 246 bine çıktı. Ortak özellikleri karamsar, hayata karşı ümitsiz ve yaşam sevincini yitirmiş olan bu insanlar, antidepresan kullanarak sorunlarından kurtulmayı umuyor. Antidepresan alanların büyük çoğunluğunu çevresinin tavsiyesiyle kullananlar oluşturuyor. Kontrolsüz bir biçimde kullanılan antidepresanlar, ciddi tehlikeleri de beraberinde getiriyor.”

Antidepresanları eleştirmek de, bu ilaçların uzun dönemde plasebo (yalancı ilaç)’ya hiçbir üstünlüklerinin olmadığını ortaya koyan bilimsel çalışmalardan bahsetmek de bu yazının konusu değil. Benim anlayamadığım nokta şu; bu kadar mutlu (!) bir toplumda nasıl olur da yılda 30 milyon kutuya yakın (tahmini 2008 yılı rakamları) antidepresan ilaç kullanılır? Bu nasıl bir ankettir, nerede yapılmıştır?

Bence TÜİK bu kadar bilimsel bir araştırmayı gazete köşelerinde, internet sayfalarında heba etmesin. Dünyanın tüm saygın psikiyatri dergileri böyle bir çalışmaya memnuniyetle sayfalarında yer verecektir. Eğer TÜİK’in verileri doğru ise, o zaman ülkemizde antidepresan satışı yasaklansın! Boş yere para ödemesin insanlarımız. Ama eğer bu araştırmanın sonuçları “Türk insanı antidepresan kullanarak mutlu oluyor” sözü ile açıklanabilirse TÜİK büyük ilaç firmalarından milyonlarca dolar hibe almaya hak kazanmış demektir. Bilimsel literatürde böyle bir bilgi de yok; TÜİK’in katkılarını bekleriz.

Doç.Dr.Ahmet Korkmaz
Kaynak: allturk.com