Scroll to top

Metabolik hastalıklar

Yaşam, ancak bir türe ait genlerin, çevresi ile yeterli düzeyde uyumlu olabildiği sürece devam eder. Biyolojik adaptasyon, bir türün genleri ile onun değişen çevresi arasındaki uyumu sağlayan dinamik bir süreçtir. Çevre sabit kaldığı veya makul değişimler gösterdiği sürece, canlıların genetik yükü o çevrede yaşayanlar için optimum yarar sağlayacak bir noktada dengelenir. Çevresel değişim adaptasyona izin vermeyecek kadar hızlı olursa, canlıların uyum yeteneği bozulur ve gen-çevre çatışması ortaya çıkar. Bu uyumsuzluğun başladığı dönemde (çevrenin hızla değiştiği dönem) yaşayan bireylerin genleri, önceki çevreye uyumludur ve bu nedenle organizmanın fizyolojik çalışma prensipleri (homeostazis-iç denge) bozulur. Bu bozukluklar zaman içerisinde metabolik hastalıklar olarak kendini belli eder.

Bizi hasta eden gen-çevre uyumsuzluğudur

Genlerimiz son 10 bin yıldır hiç değişmemesine rağmen, insanoğlunun çevresi 300 yıl içerisinde muazzam bir değişime uğramıştır. Çevrede olan en büyük değişimler başlıca değişen yiyecek ve içecekler, hareketsiz yaşam, aydınlık-karanlık döngüsünün alt-üst olması ve özellikle medya nedeniyle algılarımızın tamamen değişmesi olarak özetlenebilir. Genlerimiz birkaç nesil içerisinde bu baş döndürücü değişime uyum sağlayamadıkları için bugün metabolik (vücudun pek çok organını etkileyen) hastalıklar gelişmiş ve gelişmekte olan toplumların en önemli sorunları haline gelmiştir. Dolayısı ile metabolik hastalıklara doğru bir tanımla ile “medeniyet hastalıkları” ismi verilmiştir.

Kalp-damar hastalıkları, tip II şeker hastalığı, yüksek tansiyon, nöropsikiyatrik hastalıklar ve nihayet şişmanlık temelinde gen-çevre uyumsuzluğunun olduğu metabolik hastalıklar olarak kabul edilmektedir. Son dönemde ismini sıkça duyduğumuz metabolik sendrom da insan vücudunda ortaya çıkan metabolik bozukluklukların birlikte olmasına verilen isimdir. Ülkemizde de yaygın olarak görülen bu hastalıklarla ne kadar mücadele edilirse edilsin, yukarıda ifade edilen gen-çevre uyumsuzluğu düzeltilmediği sürece bu hastalıkların hem tedavisinin hem de görülme sıklığını azaltmanın kolay bir yolu olmadığı açıktır.

Yiyecek ve içeceklerimizin çoğu sağlıksızdır

Modern insan daha önce hiç karşılaşmadığı yiyecek-içeceklerle beslenmektedir. Bunların başında genetiği değiştirilmiş ürünler, rafine gıdalar (margarin, hazır yemekler, her tür atıştırmalıklar), özellikle fruktozdan zengin hazır gıdalar, katkı maddeleri ile farklılaştırılmış ürünler en başta gelenlerdir. Bizim genlerimiz böyle bir yiyecek-içecek kompozisyonunu tanımamaktadır. Bu nedenle yiyeceklerimiz bizi hasta etme potansiyeli taşımaktadır. Organik gıdalar da bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Ülkemizde organik gıda üretimi yapılıp yapılmadığı halen tartışmalıdır. Üreticinin hangi kurallara uyduğunda ürününün organik olduğu belirsizdir. Sadece ürününün telef olmasını istemeyen çiftçinin kontrolsüz ilaç kullanması bunlara organik dememek için yeter sebeptir.

Hareket etmeden sağlıklı olmak mümkün değildir

İnsan vücudu hareket etmek ve kaslarını kullanmak üzere dizayn edilmiştir. Bu konu çok yaygın olarak konuşulduğu için hareket etmenin sağlığa olan yararlarını bir kez daha tekrar etme gereği duymuyoruz.

Medya iyi gözükse de bir sağlık düşmanıdır

Medyanın sağlıklı olma, tüketim, hayattan beklentiler anlamına dair hepimizi sarhoş eden anaforu artık önüne geçilemez hale gelmiştir. Her gün hiçbir ehliyeti olmamasına rağmen bir sürü insan televizyonlarda sağlık konusunda ahkâm kesmekte, hiçbir bilimsel altyapısı olmayan onlarca çözüm önerisi sunmaktadır. Medyanın en güvenilir yüzleri dahi, sağlık konusunda bilgi sahibi olmadıkları halde fikir sahibi olmanın rahatlığını yaşamaktadırlar.

Meslektaşlarımız arasında da maksadını aşan, ticari kaygılar taşıyan ve bilimsel verileri amaca yönelik olarak açıklayanlar vardır. Toplumun geneli bu bilgileri analiz edecek birikime sahip olmadığı için doğrularla yanlışlar birbirine karışmaktadır. Sadece kadın günlerinde televizyonlarda duydukları ile birbirlerine antidepresan ilaç önerenler kendi başına yeterli bir örnektir. Bugün ülkemizde hekime ulaşmak oldukça kolaylaşmıştır. Ancak medyanın sorumsuzluğu ve özellikle kadın programlarına olan ilgi, insan vücudu hakkında herkesi ahkâm keser hale getirmiştir. Onlarca mucize reçete, abuk çözüm önerileri adeta mucizevi bir hekim önerisiymiş gibi sunulmaktadır. Tüm bu faydalı (!) bilgilerin toplumla paylaşılmasına rağmen metabolik hastalıkların görülme sıklığı katlanarak artmaktadır.

Aydınlık-karanlık döngüsü alt-üst olmuştur

İnsan vücudunun çalışma prensipleri inanılması zor oranda doğal aydınlık-karanlık döngüsüne bağlıdır. Hepimiz farkında olarak veya olmadan aydınlık periyodumuzu sorumsuzca uzatıyoruz. Gecelerin aydınlatılması, bilgisayar ve televizyon gibi modern çağ hastalıkları metabolizmamızı alt-üst etmektedir. Bugün pek dillendiren olmasa da hemen tüm metabolik hastalıkların altında başta melatonin ritmi olmak üzere bozulmuş biyolojik ritimler vardır. Genlerimizle sabit bu ritimler hiçbir şekilde değişmez ve modern çağa uyum göstermezler. Siz geceleri aydınlıkta kaldığınız sürece gerekli değişimleri yapamazlar ve uzun yıllar içerisinde kalıcı, kolayca çözülemeyen metabolik sorunlara neden olurlar. Gece vardiyasında çalışanlar, karanlık dönemde uzun süre bilgisayar ve televizyon ile meşgul olanlar özellikle kırklı yaşlardan sonra mutlaka metabolik bozukluklarla karşılaşırlar. Bu bozukluklar kişinin ailevi (genetik) yatkınlığı, yaşadığı sosyoekonomik çevre, çocukluk dönemi, hareket ve beslenme alışkanlıklarına göre şekillenir ve metabolik hastalıklar olarak karşımıza çıkar.

Bilimsel olarak insan ömrünü uzattığı ispat edilen tek davranış şekli biz hekimlerin “kalori kısıtlaması” dediği az yemektir. Ne vitaminlerin, ne de her hangi bir ilacın insan ömrünü uzatmaya hiçbir katkısı yoktur. Eğer az tüketir, hareket eder, medyaya teslim olmaz ve aydınlık-karanlık döngüsüne mümkün olduğunca uyarsak, hem uzun hem de daha sağlıklı veya hastalıksız yaşamak mümkündür. Modern insanın bunlardan başka yapabileceği pek bir şey olmadığı da ortadadır.

Doç.Dr.Ahmet Korkmaz
Kaynak: allturk.com