Scroll to top

Melatonin tip 2 diyabet ilişkisi güçleniyor

Son dönemde yapılan çalışmalar uzun zamandır pek de üzerinde durulmayan melatonin-tip 2 diyabet (erişkin tip diyabet/insülin bağımlı olmayan diyabet) ilişkisinin beklenenden daha güçlü olduğunu ortaya çıkardı. Konu ile ilgili pek çok araştırma, deneysel tıp dergilerinde yayımlandığı için diyabet ile uğraşan hekimler için pek ilgi çekici değildi. Ne zaman ki, Nature Genetics ve Diabetes dergileri endokrin pankreas ile melatonerjik sistem arasındaki ilişkiyi irdeleyen çalışmaları yayımladılar, diyabet ile uğraşan hekimlerin konuya olan ilgisi yeniden arttı.

En son Diabetologia dergisinde çıkan bir makale (Mulder H, Nagorny CL, Lyssenko V, Groop L. Melatonin receptors in pancreatic islets: good morning to a novel type 2 diabetes gene. Diabetologia. 2009;52:1240-9.) konunun ciddiyetini ve bu ilişkinin güçlendiğine dair pek çok veriyi derli toplu ortaya koydu. Ancak melatonin sıra dışı bir molekül olması hormonal ve non-hormonal etkilere sahip olması ve başka hiçbir antioksidanda olmayan ek özelliklerinden dolayı daha dikkatli incelenmeyi hak ediyor.

Konu hakkındaki en önemli karmaşa melatoninin türe özgü davranışlarında gizli; bunlar arasında en meşhur olanı melatoninin üreme üzerine olan etkileri. Zaten yıllarca melatoninin sadece üreme ile ilgili olduğu ve genel olarak da üreme yeteneğini bastırdığına inanılmış. Ancak son yirmi yılda melatoninin üreme ile ilgili davranışlarının tamamen türe özgü olduğu ortaya çıktı. Pek çok hekimin halen inandığı eski bir bilgi de melatoninin insanlarda da üreme ve/veya cinselliği bastırdığı yöndedir. Oysa gerçek bunun tam tersi ve yurt dışında birlikte çalıştığım Japon kadın doğum uzmanı arkadaşım Hiroshi Tamura Ube Üniversitesindeki kliniğinde melatonini üremeye yardımcı olarak kullanıyor ve çok başarılı sonuçlar alıyorlar.

Konumuzla ilgili olarak melatoninin türe özgü bir başka davranışı kan glikozu ve insülin ile ilgilidir ve oldukça kafa karıştırıcıdır. Tüm memelilerde kan melatonin düzeyleri karanlıkta yüksektir. Fare, insan, aslan tüm canlıların melatonin düzeyleri karanlıkta yüksektir ancak bu memeliler aydınlık ve karanlıkta farklı işler yaparlar. İnsan, aydınlık periyotta aktif ve sempatik hâkimiyet altındadır. Karanlık dönemde ise pasif ve parasempatik hâkimiyet altındadır. Oysa çoğu yırtıcı hayvan, fare, sıçan vb. gündüz pasif, gece aktiftir. İnsanı uyuttuğu söylenen yüksek kan melatonin düzeyleri, bu hayvanlarda dikkat ve uyarılmışlıkta artışa neden olur. Buna paralel olarak melatoninin kanda yüksek olduğu karanlık periyotta kan şekerlerinin düşmesi beklenmez. Çünkü gece aktif hayvanlar avlanma veya av olma arasındadırlar. Dikkatleri düşer, refleksleri yavaşlarsa ya av olurlar ya da avlanamazlar.

Oysa insan karanlık dönemde aktif değil istirahat modundadır ve başta kan basıncı olmak üzere, vücut sıcaklığı, dikkati, nabzı ve kan şekeri ve kan insülin düzeyleri düşme eğilimindedir. Türler arasındaki bu keskin farklılığa rağmen tüm memelilerde kan melatonin düzeyleri gece yüksektir. Bu nedenle laboratuardan elde edilen bulguların insana uyarlanmasında bazı karışıklıklar olmaktadır. Dolayısı ile melatonin ile metabolizma arasındaki ilişki de türe özgüdür ve bu özgünlük periyot genleri dediğimiz genlerin yönetimindedir.

Son gelişmeler melatonin-tip 2 diyabet ilişkisinin tahmin edilenden çok daha güçlü olduğunu gösteriyor. Bu sitede daha önce yayımlanan karanlığın gücü ve televizyon seyretmek ve şişmanlık yazılarında da ifade edildiği gibi melatonin yakın bir zaman sonra tip 2 diyabetin tedavisinde kendisine yer bulacaktır.

Doç.Dr.Ahmet Korkmaz
Kaynak: allturk.com