Scroll to top

Melatonin nedir, ne değildir?

Son söyleyeceğimi en başta söyleyeyim; modern yaşamda eksik olan en önemli biyolojik unsurlardan bir tanesi melatonindir. Çünkü bu çağda yaşayan insanlar ne yazık ki yetersiz melatonin üretiyorlar. Aydınlık geceler, elektromanyetik dalga kirliliği, kalitesiz uyku mekânları ve daha birçok nedenden dolayı beyin yeterince melatonin üretemez. Bu yazının amacı melatonin etkileri ve sayfalarca yazılabilecek işlevleri değil, özellikle internetten ulaşılan bazı bilgilerin doğrularını yazmak ve eksiklerini tamamlamaktır.

Melatonin bir hormondur

Melatonin bilinen anlamda bir hormon değildir. Bir maddeye hormon diyebilmek için sahip olması gereken bazı özellikler ve kısıtlamalar vardır. Melatonin bu kurallara uymaz; bu nedenle melatonini tanımlayan eden en güzel ifade “karanlığın kimyasal ifadesi”dir. Melatonin daima karanlıkta sentezlenir ve kana salgılanır. Karanlık periyod herhangi bir nedenle sekteye uğradığında (aydınlıkta uyumak, uykudan uyanıp aydınlığa maruz kalmak, karanlıkta bile olsa televizyon seyretmek vs.) pineal bez derhal melatonin üretimini durdurur ve kan melatonin düzeyleri düşer.

Melatonin gece saat 11.00 ile 05.00 arasında üretilir

Kesinlikle hayır; melatonin üretimi tamamen karanlığa bağlıdır. Karanlık periyoda ne zaman girerseniz o zaman üretilmeye başlanır ve karanlık sürdükçe üretimi devam eder. İnsanoğlunun melatonin salgısı kolumuzdaki saate değil, biyolojik saate bağlıdır. Biyolojik saat tamamen aydınlık-karanlık siklusuna bağlıdır ve bizlerin saatini hiç ama hiç önemsemez.

Melatonin uyku hormonudur

Öncelikle melatonin bir hormon değildir; aynı zamanda bir uyku ilacı da değildir. Melatonin insanoğlunda beynin uykuya geçiş kapılarını (sleep gates) açan bir aracıdır. Uyku ile uyanıklık ve uyanıklık ile uyku arasındaki geçişin organizatörüdür. Niçin böyle yazıyorum, açıklayayım. İnsanoğlu memeliler sınıfında bir canlıdır. Biyolojik olarak bize en yakın canlılardan bazıları sıçan, fare ve kobaylardır (maymunlar kadar yakın!-evrimciler kusura bakmasın). Dolayısıyla araştırmacılar çoğunlukla deneylerinde bu hayvanları tercih eder ve bu hayvanlardan elde ettikleri sonuçları insan vücuduna uyarlarlar. Bu kemirgenler geceleri karanlık dönemde aktif ve gündüzleri aydınlık dönemde dinlenen ve uyuyan memelilerdir. Hatta yiyecek ve içeceklerinin çok büyük kısmını aktif oldukları karanlık dönemde tüketirler. Bu hayvanların da melatonin salgıları tamamen karanlığa bağlıdır ve gece aktif dönemlerinde kan melatonin düzeyleri en yüksektir. Yani melatonin onları uyutmaz, aksine dikkat düzeylerini yükseltir. Dolayısı ile melatoninin uyku ile ilişkisi türe özgüdür; insanlarda uyanıklıktan uykuya ancak pek çok memelide uykudan uyanıklığa geçmeye aracılık eder. Bu özelliğinden dolayı melatonine faz değiştirici anlamında “shifter” denir.

Melatonin kanserden korur

İşte bu tam olarak doğru bir ifadedir. Evet, melatonin onlarca mekanizma ile insanları kanserin her türünden korur. Bu konuda bizlerin de çalışmaları vardır ve yayınlanmıştır. En büyük koruyuculuk meme kanserinde gösterilmiştir ve bu konuda yüzlerce yayın vardır. Melatonin sadece kanserden değil, diyabet, hipertansiyon, damar sertliği, karaciğer yağlanması gibi “medeniyet hastalıkları” olarak sınıflanan tüm uzun süreli hastalıklardan korur. Mekanizmaları yazmaya kalkarsak bir cilt kitaba sığdıramayız.

Melatonin bir antioksidandır

Bu ifade de doğru ancak eksiktir. Melatonin bilinen en güçlü antioksidanlardan bir tanesidir. Daha doğrusu insan vücudunda C ve E vitamini gibi maddeler değil antioksidan olarak melatonin tercih edilmiştir. Bilindiği gibi vitamin antioksidanlar vücutta üretilmez, dışarından alınmalıdır. Ancak melatonin ile bu antioksidanlar arasında ciddi bir farklılık vardır. Vitamin antioksidanlar aynı zamanda kendileri oksitlenerek oksidan hale gelir ve mutlaka bir başka antioksidan tarafından temizlenmeye ihtiyaç duyarlar. Melatonin ise “terminal antioksidan”dır. Yani hem kendisi, hem vücutta dönüştüğü diğer moleküller yani metabolitleri daima antioksidandır; hiçbir şekilde oksitlenemez. Bu özelliğinden dolayı sonsuz antioksidan tabiri de kullanılır. Görevimiz gereği eksik bilgi vermeyelim; antioksidan özelliği melatonin için devede kulak bir özelliktir. Antioksidan etkinliğinden dolayı vücuttaki pek çok hücre kendi melatonini üretir ancak bu melatonin hücre dışına yani kana geçmez, hücrenin kendi ihtiyaçlarını karşılar. Kana geçebilen tek melatonin pineal bezin karanlıkta salgıladığı melatonindir.

Melatonin mutluluk hormonudur

Bu ifade abartılıdır; mutluluk subjektif bir kavramdır ve melatonin de olsa tek bir maddeye bağlanmamalıdır. Ancak melatonin mutlu olmanın altyapısını oluşturan en önemli moleküldür. Melatonini eksik olan insanın mutluluğu da eksiktir. Tıbbın ve ilaç firmalarının uzun süre yüz çevirdiği melatonin şimdilerde batı dünyasının en iyi antidepresanı haline gelmiştir. Yakın zamanda ülkemize de gelmesini ümit ettiğimiz bir ilaç (Valdoxan), melatoninin mutluluk alt yapısının en temel taşı olduğunu ispatlamıştır. Ancak unutulmaması gereken nokta melatoninin kanda sadece karanlık dönemde yüksek olacak şekilde kullanılmasıdır. Gündüz kan melatonin düzeylerimizin düşük olması en az gece yüksek olması kadar önemlidir. Yani melatoninin kendisi kadar önemli bir başka husus kan ritminin olmasıdır; özetle gündüz düşük, gece yüksek.

Bana kalsa daha onlarca sayfa yazarım; ancak şimdilik bu kadarı yeter. Sadece bu nedenlerden dolayı pek çok hastalığın tedavisinde hastalara ozon tedavisi ile melatonin kombinasyonu önermekteyiz. Birbirinden çok ayrı gözüken bu iki tedavi yöntemi, insan vücudunun çalışma prensipleri ve vücudun desteklenmesi gereken mekanizmaları konusunda örtüşmektedir.

Doç.Dr.Ahmet Korkmaz
Kaynak: allturk.com