Scroll to top

Medikal ozon tedavisi

Yaygın düşüncenin aksine ozon tedavisi doğu veya uzak doğu değil Almanya ve İtalya kaynaklı bir tedavi yöntemidir. Ozonun ilk tıbbi kullanımı Birinci Dünya Savaşı sırasında Alman askerlerinin kangren ve benzeri ciddi yaralanmalarını tedavi eden Dr. Albert Wolff’a dayanır. Bilimsel bir toplantıda ozonun tedavi edici bir ajan olarak gündeme alındığı ilk önemli organizasyon ise 1935 yılında Berlin’de toplanan 59. Alman Cerrahi Birliği (59th Meeting of the German Surgical Society) toplantısıdır.

Bu kongrede Dr. Erwin Payr “Cerrahi’de Ozon Uygulamaları” başlığı altında kendi vakalarından oluşan bir sunum yapmıştır. Bu tarihten sonra 1980’li yıllara kadar, ozon tedavisini kendi kliniklerinde uygulayan çeşitli hekimler ve araştırmacılar bulunmaktadır. 1980’li yıllardan itibaren ise tıbbi amaçla ozon kullanımına yönelik gerek bilimsel çalışmalar, gerekse vaka serileri hızla artmaya başlamıştır. Hali hazırda Almanya’da yaklaşık 8 bin, İtalya’da ise 5 bin bağımsız sağlık teşekkülü ozon tedavisi uygulamaktadır.

Hasta ve hastalığa göre onlarca farklı uygulama yöntemi olan ozon tedavisinin klasik uygulaması haline gelmiş olan yöntem 1974 yılında Dr. Wolff tarafından tarif edilmiştir. Bu yöntemde; bir miktar kan (50–270 ml) vücut dışına alınarak, ozona dayanıklı steril bir şişede belirli bir süre oksijen/ozon karışımıyla temas ettikten sonra tekrar aynı kişiye geri verilir (ototransfüzyon). Bu uygulama şekli majör otohemoterapi (OHT) olarak adlandırılmaktadır.

Klasik tıp kitaplarında yer almamakla birlikte ozon tedavisi, serbest oksijen radikalleri, oksidatif stres ve antioksidan mekanizmalar konusunda son otuz yılda ortaya çıkarılan tıbbi bilgiler ile kanıta dayalı tıp mantığı içerisinde açıklanabilir hale gelmiştir. Gerçek şudur ki, tedavide hiçbir ilacın kullanılmaması, tedavi yönteminin bir ilaç firması için rant haline getirilememesi ve kapitalist sistem içerisinde pazarlanmaya değer bir meta olmayışı bugün hastalar üzerinde çok etkili sonuçlarını gördüğümüz bu tedavinin yaygınlaşmasının önündeki asıl engeller olarak durmaktadır.

Bu kısa yazının sonunda ozon tedavisinin bilimsel temellere oturması, doğru uygulanması ve tıbba kazandırılmasına ömrünü adayan ve öğrencisi olmakla onur duyduğum Siena Üniversitesi Tıp Fakültesi Fizyoloji Anabilim Dalı emekli öğretim üyesi, göğüs hastalıkları ve hematoloji uzmanı Prof.Dr. Velio Bocci’ye sonsuz şükranlarımı sunarım. Kendisi ilerlemiş yaşına rağmen halen aynı heyecan ve titizlikle ozon tedavisinin gelişmesine olan katkılarını devam ettirmektedir.

Medikal ozon tedavisi hakkındaki daha ayrıntılı bilgiye TSK Koruyucu Hekimlik Bülteni’nin 2009 Ocak-Şubat sayısından ulaşılabilir: TSK Koruyucu Hekimlik Bülteni 2009;8(1): 69-74.

Kaynak: korhek.org