Diyabetik ayak ve ozon tedavisi

Diyabetes mellitus, pankreasın yeterince insülin üretemediği veya vücudun, üretilmiş insülini etkili şekilde kullanmadığı durumlarda oluşan kronik bir hastalıktır. Bu durum, başta kan damarları ve sinirler olmak üzere hemen tüm vücut sistemlerini hasara uğratan kan şeker düzeylerinin yüksek seyretmesine neden olur. Kan şekeri tam olarak düzenlenmediği sürece diyabet hastalarının büyük kısmı hayatları boyunca mutlaka en az bir diyabetik komplikasyonla karşılaşırlar.

Diyabetin tüm komplikasyonları uzun sürede ortaya çıkar ve yavaş bir seyir izler. Oysa ayak yaraları ani olarak görülür, hızlı ilerler, bir anda ayağı ve hayatı tehdit eder bir boyuta ulaşır. Hissiz ve kan dolaşımı azalmış hastaların ayaklarında kolayca yaralar açılabilir. Bu yaralara enfeksiyon ilave olur. Ayağın derin dokularında hızla ilerleyen enfeksiyon ve büyük çapta doku ölümlerine (nekroz) yol açar ve kısa sürede kangrene dönüşebilir. Travmalar hariç tüm ampütasyonların (tüm ayak-bacak kesilmesi) yarısından diyabetik komplikasyonlar sorumludur.

Diyabetik hastaların ayak dolaşımları bozulmuş, hissetmelerine yarayan sinirler harab olmuştur. Bu nedenle diyabetik yaralar çok hızlı bir şekilde enfekte yaraya dönüşürler. İyi yara bakımı yapılmayan, dolaşımı düzenlenmeyen ayaklarda yeniden yara ve enfeksiyon gelişme riski çok yüksektir.

Antibiyotikler, yara bakımı ve hiperbarik oksijen tedavileri diyabetik yaraların iyileşmesine yardımcı olurlar. Ozon tedavisi gerek antibiyotiklerle kombine edilerek, gerekse tek başına diyabetik yaraların tedavisinde çok üstündür. Ozon tedavisi diğer tedavi yöntemleri ile tam olarak elde edilemeyen bazı avantajlara sahiptir. Bu tedavi ile dolaşımı bozuk ayak bölgesinin kanlanması güçlü bir şekilde desteklenir ve alyuvarların dokuya oksijen bırakma kapasitesi artırılır. Ozon sinir harabiyetinin azalmasına da yardımcıdır. Enfeksiyona neden olan mikroorganizmalarla savaşan vücut savunma hücrelerini (lökositler-beyaz kan hücreleri) alarma geçirerek savaşma kapasitelerini yükseltir. Bu kombine etkiler pek çok diyabetik ayağın ozon tedavisinden yarar görmesine neden olur. Ozon tedavisi ayrıca kan şekerinin düzenlenmesine de yardımcı olur. Ozon tedavisi alan hastalar tedavi seansları bitmeden kullandıkları ilaçların dozlarını düşürmek zorunda kalırlar.

Ozon tedavisinin yara bakımı ile birlikte yapılması yaşamsal önem taşır. Yara bakımında kullanılan ozonlu su bilinen en güçlü mikrop öldürücülerden bir tanesidir. Uygun aralıklarla kullanılan ozonlu su, yaradaki mikropları hızla öldürür. Yeni mikrop yerleşmesine engel olmak için yapılan en güçlü uygulamalardan bir tanesi esi yara temizlendikten sonra uygulanacak ozonlu zeytinyağı preparatlarıdır. Ozonlu yağ, yavaş ancak uzun süren bir ozon kaynağı olarak yara üzerinde kalır ve yavaş bir şekilde ozon salarak mikropların üremesini güçlü bir şekilde önler.

Diyabetik ayak vakalarında uygulanan major otohemoterapi seanslarının en büyük destekçisi eş zamanlı olarak yapılan torbalama tedavisidir. Bu tedavide diyabetik yaranın olduğu bölge ozon uygulamaları için özel dizayn edilmiş bir torbanın içine alınır. Daha sonra bu torbanın içine ozon/oksijen gaz karışımı verilir. Sistemin bir girişi bir de çıkışı vardır. Uygulanan ozon/oksijen karışımı aynı hızda diğer uçtan geri emilir. Bu sayede yara yüzeyi ve yara çevresindeki dokularda yenilenme (doku rejenerasyonu) hızlanır. Bu yöntem bazı vakalarda tek başına yaranın kapanması için yeterlidir. Major otohemoterapi, ozonlu su ve torbalama yöntemlerinin uygun şekilde kombinasyonu amputasyonların (ayak veya bacağın kesilmesi) önemli bir kısmını önleyebilir. Bu nedenlerle diyabetik yaraların ozon uygulamaları ile tedavisi genellikle çok başarılı ve cerrahiyi azaltıcı sonuçlar doğurur.

Doç.Dr.Ahmet Korkmaz
Kaynak: allturk.com