Depresyon; modern insanın korkulu rüyası

Her ne kadar Türk insanının mutlu olduğuna dair resmi açıklamalar olsa da, gerçek bunun çok ötesinde bir yerde. Ülkemizdeki antidepresan ilaç kullanım rakamlarına baktığımızda daha gerçekçi daha hayatın içinden sonuçlarla karşılaşıyoruz. Depresyon, şişmanlıkla yarışan bir modern çağ hastalığıdır ve toplumda görülme sıklığı tahminlerin üzerindedir.

Modern insan mutsuzluk yorgunudur

Modern insanın kalıcı mutluluğu kaf dağının ardındadır. Ara ki bulasın. Hayata dair kurgulanmış algılarımız, yükselmiş ancak karşılanamayan beklentilerimiz, zayıflayan iradelerimiz, parçalanan aile bağlarımız bizi hem ruhsal yalnızlığa hem de mutsuzluğa iter. Modern insan oldukları ile değil sahip oldukları ile toplumun karşısındadır. Etiket insanıdır; rol yapmayı iyi becerir, durumu idare edebilir. Ancak çoğu insan toplumdaki bu rollerinden, sahte mutluluk oyunlarından dolayı yorgundur. Bu yorgunluk kaldırılamaz hale geldiğinde artık depresyondayızdır; ancak tam da bu noktada ilaçlar yetişir imdadımıza.

Depresyon ilaçları ağrı kesici rahatlığı ile kullanılıyor

En meşhur depresyon ilaçları SSRI grubu denen, sinir hücreleri arasında serotonin miktarının azalmasını önleyen ilaçladır. Serotonin halk arasında meşhurdur; hani mutluluk hormonu, çikolata yiyince kanda artan hormon diye. Bu ilaçlar da sinir hücrelerinin iletişiminde kullanılan serotonin miktarını yükseltirler. Yaptıkları başlıca iş budur. Ağır depresyon ve panik atağın akut (erken) döneminde tedavi edici özellikleri olan bu ilaçlar, uzun dönemde kendi pazarlarını kendileri oluşturmaktadır. Hayatın akışı içerisinde görülmesi normal olan, kişinin iradesi ile çözmesi gereken, bazen sabır ve sükunet gerektiren durumlarda bu ilaçlara sarılmak kişiyi hayatının daha sonraki dönemlerinde daha dayanıksız, daha kırılgan hale getirmektedir. Böylece başımız sıkıştığında bu ilaçlar sığınılacak liman gibi algılanmaktadır.

Yan etkileri başlı başına bir hastalık olabilir

İlaçları kullananlar iyi bilir; düşünme ve analiz yeteneği azalır, sorunlar normalden veya daha önce algılandığından daha küçük, daha basit gözükür. Genellikle duyarsız olunur, kilo alınır, cinsel hayat tamama yakın biter. Bu dönemdeki sakinlik kesinlikle iradeden veya kişisel erdemden kaynaklanmaz. Tamamen ilacın beyin üzerinde oluşturduğu baskıdan dolayıdır. Eğer ilacı kullandığınız süre içerisinde sorunlarınız çözülmüş ise ilacı bırakmaya başladığınız dönemde işiniz daha kolaydır. Ancak sorunlar veya sorun olarak algılanan durumlar aynı ile duruyor ise ilacı azaltmaya başladığınızda sizi bir kabusun beklediğini söyleyebiliriz. İlacı kullanmanız bir psikiyatrist tarafından önerilmiş ise şanslı sayılırsınız. Hekiminize iyi sahip çıkınız. Görüşmelerinizi aksatmayınız. Ancak bir kadın gününde, arkadaş toplantısında veya hayrına bir öneri ile başlamış iseniz, çoğu zaman ilacın bağımlısı olursunuz.

Antidepresanlar acımasızca pazarlanıyor

Modern insanın zayıf bir tarafına hitap eden bu ilaçlar özellikle ABD’de fast-food mantığı ile pazarlanmaktadır. Herkesin hayatında doğal olarak karşılaşabileceği ve kişisel gelişimin temelini oluşturan sorunlar, sıkıntılar, çözüm üretilmesi ve aşılması gereken durumlar bu ilaçlar sayesinde yokmuş gibi algılanıyor ve kişiler bu dönemde kendilerini rahat hissediyorlar. Ancak sorunlar oracıkta duruyor ve çözülmeyi bekliyorlar. Eğer depresyonun kaynağı bu bekleyen sorunlar ise ilacı bıraktığınızda en başa geri dönüyorsunuz. Hem de daha zayıflamış olarak.

İlaçların etkinliği üzerinde şüpheler oluştu

Belki de bu nedenle bir kısım bilim adamı, SSRI grubu serotonin ile ilişkili antidepresanların gerçekte pek bir işe yaramadıklarını ispatladıkları çalışmalara imza attılar. Hatta bazı çalışmalar bu ilaçların plaseboya (yalancı ilaç) bir üstünlüklerini olmadığını da gösterdi. Ne diyelim, siz siz olun gerçekten depresyonda değil iseniz bu ilaçlarda çözüm aramayın.

Kaynaklar:

1. ntvmsnbc.com

2. hekimce.com

3. klinik psikofarmakoloji bülteni

Doç.Dr.Ahmet Korkmaz
Kaynak: allturk.com