Çok yemek yiyoruz

Evet bu gerçeği çoğumuz kabul etmek durumundayız; ihtiyacımızdan çok yemek yiyoruz. Bu nedenle baharın iyiden iyiye kendini hissettirdiği şu günlerde kilo vermek derdine düşüyoruz. Aslında biraz daha dikkatli olsak ve bazı kuralları hatırlasak her bahar aynı film tekrar etmeyecek. İnsan algılarının eseridir veya insan algılarının esiridir diye güzel bir söz vardır. Hangisinden hoşlanırsınız bilemem ancak ikisi de sonuçta aynı kapıya çıkıyor. Bizi algılarımız yönetiyor ve şekillendiriyor.

Konu ile ne ilgisi var diyebilirsiniz; ancak demeyiniz çünkü tam da konu bu gerçek ile ilgili. Hem kültürümüzde yer etmiş hem de insan vücudunun çalışma prensiplerine son derece uygun bir ifade var; sofrada yenen yemek şişmanlatmaz diye. Evet, gerçekten son derece güzel bir prensip. Hele bir de yavaş yemek yiyor ve lokmaları iyi çiğniyorsanız, sofrada yediğiniz yemek ile şişmanlamazsınız. Demek ki sofra dışı yediklerimize bakmalıyız. Tabii bu devirde sofra dışı içtiklerimize de. Daha önce bir hesap yapmıştım; çayına iki şeker atan ve günde beş bardak çay için bir kişi yıllık bir kilogramdan fazla yağ biriktiriyor vücudunda. Kolalı içecekler, yalancı meyve suları, üçü bir arada kahveler de cabası…Modern insanın sofra dışı yedikleri hem kalori miktarı hem de içeriği bakımından tamamen metabolizma düşmanıdır. Bisküvi, kraker, şekerleme, kek, değişik atıştırmalıklar hepsi basit şekerlerden zengin, kalori bombası ve bir süre sonra yeniden atıştırma ihtiyacı oluşturacak içeriğe sahiptirler. Son günlerde marifetmiş gibi bu tür ürünlerin reklâmlarına “trans yağ yoktur” diye bir ifade koymaya başladılar. Deveden kulak eksilse ne olur ki! Trans yağ onların günah deryalarında bir damladır sadece.

Algıların eseri veya esiri olmaktan bahsetmiştim. Modern çağın en büyük yanılsamalarından bir tanesi günde üç öğün yemektir. Nereden çıktığı belirsiz ancak zihnimize çöreklenmiş bir algıdır bu. İnsan vücudunun çalışma prensipleri açısından öğle yemeği son derece anlamsız, gereksiz ve metabolizmayı karıştırıcı bir öğündür. Ancak insanlar bunu kabul etmekte çok zorlanırlar. Ne yazık ki çoğu kişi için bu öğün henüz sabah kahvaltısında alınan kalorileri yakmadan yenir. Sonuç matematikseldir; öğle yemeğinden alınan kaloriler vücutta ağırlıklı olarak yağ şeklinde depo edilirler.

20. Yüzyılın en saygın fizyologlarından bir tanesi olan Dr. Guyton artık klasikleşmiş Tıbbi Fizyoloji kitabında şöyle diyor; şişmanlığa katkıda bulunan önemli bir faktör, bir sağlıklı beslenme alışkanlığı olarak her öğünü tam doyurucu olan günde üç öğün olması gerektiği şeklindeki yaygın düşüncedir. Birçok çocuk bu alışkanlığa aşırı ilgili aileleri tarafından zorlanır ve bu çocuklar yaşamları boyunca bu alışkanlığı uygulamaya devam ederler (Tıbbi Fizyoloji, 11. Basım, 2007, s.873). Gıda sektörü ile ilaç sektörünün kıydıkları onlarca nikâhtan bir tanesi budur.

Maksat hâsıl olmuştur; uyduruk öğle yemeği ve atıştırmalar sayesinde gıda sektörü için milyarlarca dolarlık cirolar, ilaç sektörü için milyonlarca şişman, tedavi edilmesi gereken metabolik hastalıklar ve katlanan karlar…hepinize afiyet olsun.

Doç.Dr.Ahmet Korkmaz
Kaynak: allturk.com