Biyolojik gece gitti; hastalıklar geldi

Son dönemde artan çalışmalar insan vücudunun çalışma prensiplerinin doğal aydınlık/karanlık döngüsü ile tahmin edilenden çok daha yakından ilişkili olduğunu ve doğal karanlık döngüsün bozulmasının kısa ve uzun (akut ve kronik) dönemde önemli sağlık problemlerini beraberinde getirdiğini ortaya koymuş durumda. Harvard Tıp Okulu’ndan Dr. Rüger de aynı noktaya değinerek modern yaşam tarzı ile kaybolan “biyolojik gece”nin uzun dönemde metabolik hastalıklara neden olduğunu söylüyor.

Beyinde bulunan ve biyolojik saat adı verilen merkez için en önemli bilgi kaynağı doğal aydınlık/karanlık döngüsüdür. Gecelerin yoğun bir şekilde aydınlatılması (alışveriş merkezleri, yollar, stadyumlar ve nihayet evler), karanlık dönemde bilgisayar ve televizyon gibi biyolojik saati aldatan yoğun faaliyetler, insan vücudunun biyolojik saatinin bozulmasına neden oluyor.

Dr. Rüger’e göre biyolojik gece ve dolayısı ile biyolojik saati bozan gece ışığa maruz kalma kısa dönemde uyku bozuklukları, artmış gündüz uyuklamaları, azalmış dikkat, düşük performans ve sindirim sistemi sorunlarına neden oluyor. Uzun dönemde ise koroner kalp hastalıkları, tip 2 diyabet, şişmanlık, bazı kanser türleri ve metabolik sendrom gibi hastalıklara zemin hazırlıyor.

İnsan metabolizması doğal aydınlık ve doğal karanlık dönemde tamamen birbirine zıt iki sistem olan sempatik (aydınlıkta) ve parasempatik (karanlıkta) sistemin kontrolü altındadır. Asıl sorun da burada yaşanmaktadır; uzamış aydınlık dönem (gece aydınlığa maruz kalma, uzun süre televizyon ve bilgisayar başında vakit geçirme vb.) sempatik sistemin aktif kalma süresini uzatır. Oysa biyolojik saat bu dönemde parasempatik sistemin hâkimiyetini bekler. İki sistem birbirine zıt çalıştığı için, akşam yemeğinden sonraki dönemde “otonom karmaşa” denen sistem çatışması ortaya çıkar.

Otonom karmaşanın yanında bir sorun daha vardır; vücut hücreleri karanlık dönemin başladığını beyinden salgılanan melatonin sayesinde öğrenirler. İnsanlarda melatonin üretimi ve kana verilmesi tamamen karanlığa bağlıdır. Karanlığa girmediğimiz sürece melatonin üretilmez ve kana verilmez. Sonuç olarak başta pankreas, karaciğer ve yağ dokusu olmak üzere metabolizma üzerinde etkili organlar yaşanan karmaşadan ciddi anlamda etkilenirler.

Otonom karmaşanın uzun dönem (10-20 yıl) sonuçları Dr. Rüger’in de ifadelerinde kendini bulan, metabolik hastalıklardır. İnsan metabolizması genleri ve özellikle son dönemde önemi daha iyi anlaşılan saat genleri ile çok sıkı ilişki halindedir. Saat genleri de ne kolunuzdaki saate ne de sizin zamanlamanıza göre çalışır; onların en büyük kriteri doğal aydınlık/karanlık döngüsüdür. Bu döngüyü ne kadar korursanız, kronik hastalıklardan o kadar korunursunuz.

Kaynak:

Rüger M, Scheer FA. Effects of circadian disruption on the cardiometabolic system. Rev Endocr Metab Disord. DOI: 10.1007/s11154-009-9122-8.

http://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/19784781?ordinalpos=1&itool=EntrezSystem2.PEntrez.Pubmed.Pubmed_ResultsPanel.Pubmed_DefaultReportPanel.Pubmed_RVDocSum