Atıştırmayınız

Bir dönem çok sık duyduğumuz bir reklâm sloganı vardı; “atıştırın, açlığınızı yatıştırın” diye. Sanırım bir bisküvi reklâmında kullanılıyordu. Ürünü satmak için güzel bir slogan olsa da atıştırarak açlığın yatışmayacağı ancak daha büyük bir sorun olarak öteleneceği kolayca anlaşılabilir.

Atıştırmalıklar (çikolata, cips, bisküvi, kek, gofret, kraker vb.) genellikle basit şekerlerden zengin, yağ oranları da yüksek ürünlerdir. Şeker ifadesi sizi yanıltmasın; tıbbi olarak şeker tatlı anlamında kullanılmaz. Zira şekerlerin büyük kısmı tat duyusu oluşturmaz. Tuzlu bir kraker, ekmek, tatlı olmayan bisküviler de en az tatlı olanlar kadar şeker içerirler. Dolayısı ile kimyasal olarak şekerlerin belirli bir kısmı insan ağzında tat duyusunu uyarır. Bu durum tamamen şekerlerin formülleri ile ilgilidir. Ancak tüm şekerlerin ortak bir noktası vardır; o da kalori olarak birbirlerine eşit olmaları. Dolayısı ile yediğinizin tatlı veya tuzlu olması değil ne kadar kalori içerdiği önemlidir. Yasal zorunluluk olduğu için hemen tüm ürünlerin üzerinde kalori miktarları yazmaktadır; kabaca bu ürünlerin 100 gramında 400-500 kalori bulunur. Aslında tamamen şekerden üretilmiş olsalar 100 gramında en fazla 350-400 kalori bulunabilir, eklenen yağlardan dolayı kalori miktarları biraz daha fazladır.

Sofrada tüketilen hiçbir yemeğin 100 gramında bu kadar kalori bulunmaz. 100 gramlık bir atıştırmalığın size yüklediği kalori örneğin, çorba, salata ve sebze yemeği şeklinde hazırlanmış bir öğüne yakındır. Bu noktaya dikkatinizi çekmek isterim; birbirine yakın miktarda kalori aldığınız iki yeme davranışına bakınız: bir tanesi doyma amaçlı yapılmayan, sıradan, önemsemediğimiz, hiçbir şekilde bir öğün yemeğinin yerini tutmayan bir kalori alımı; sonuç açlığınızı en yakın ana öğüne kadar ötelemek istiyorsunuz. İkincisi günde üçten fazla yapmayı düşünmediğiniz, ana bir beslenme şekli; ancak ikisinin enerji yükü birbirine yakın.

Atıştırmalıklar ile ilgili en büyük sorun ise başka bir noktada gizlidir. Belki çoğumuz hatırlarız, bir dönem glisemik indeks diye ifade vardı, şimdilerde modası geçti. Modası geçmiş olabilir ancak halen beslenmede önemli bir kriterdir. Atıştırmalıkların içindeki şekerlerin hepsinin glisemik indeksi yüksektir; yani tüketildikten sonra hızla kana geçerler. Şekerlerin kana hızlı geçmesi pankreastan normalden fazla insülin salgılanmasına neden olur. Fazla salgılanan insülin kandaki şekeri hücrelerin içine sokar ve kan şekerini normal düzeylerde tutmaya çalışır. Eğer hücrelerin bu fazla şekere ihtiyacı yok ise fazla şeker yağ olarak depolanır. Nerede? Tabii ki yağ deposunda.

Şimdi lütfen dikkatle okuyunuz; kan şekerim düştü diye atıştıranlar için bir iki rakam veriyorum; kanımızdaki toplam şeker miktarı yaklaşık 5 gramdır; yani iki kesme şeker kadar. Ortalama bir paket bisküvi 100 gram kadardır ve en az 60 gramı basit şekerlerden oluşur. Eğen gerçekten kan şekeriniz düştü ise -ki normal bir insan için pek nadir ortaya çıkan bir durumdur- ihtiyacınız olan şeker miktarı çok azdır. Diyabetlilerde bazen insülin düzeyi ayarlanamadığı için kan şekeri düşer ve bayılanlar olur. Bu kişilerin ağızlarına bir parça şeker konduğunda ayılırlar; bir paket bisküvi değil.

Modern çağdaki gizli kilo almanın en önemli kaynaklarından bir tanesi işte bu masum gözüken atıştırmalardır. Ancak atıştırarak hiçbir şekilde açlığınızı yatıştıramazsınız. Çünkü, kana hızlı geçen şekerlerin salgılattığı insülin, bu şekerleri kandan hızla hücrelerin içine sokar. Barsaktan hızla emilen şeker aynı hızla tükenir ve artık kana geçiş olmaz. Ancak tam bu sırada kanda halen insülin yüksektir ve şekeri hücrelere sokmaya devam eder. Ancak artık hücrelere sokacak şeker yoktur; sonuç rölatif hipoglisemi olarak ifade edilen yeni bir kan şekeri düşüklüğü durumudur. Açlığınız yatışmamış sadece ötelenmiştir. Ancak bu sırada vücudunuza hiçbir işe yaramayan, kullanılmayan yaklaşık 400-500 kalori girmiştir.

400 kalori insan vücudunda yaklaşık 50 gram yağ olarak depolanır. Atıştırmalıklar aracılığı ile haydi hergün değil, iki günde bir de değil haftada fazladan 400 kalori aldığınızı düşününüz. Bu yılda 2.5 kilogram yağ demektir. Kilo almanın ne kadar kolay olduğu böylelikle ortaya çıkar. Biz boş yere söylemiyoruz sofrada yenen yemek şişmanlatmaz diye. Eğer kilo sorununuz var ise sofrada yediklerinizden önce sofra dışında, bir işe yaramadığı halde kalori bombası olan atıştırmalıklara ve tabii içeceklere bir göz atınız; gerçek düşman orada.

Doç.Dr.Ahmet Korkmaz
Kaynak: allturk.com