1 milyon kadın ve östrojen

“10 yıl içinde size öğretilenlerin %50’sinin yanlış olduğu gösterilecek…tek problem hangi %50?” Charles Sidney Burwell, Harvard Tıp Fakültesi Dekanı 1949

İnsan vücudu hakkında bilgi biriktiren tıp ilmi ile uğraşanların unutmaması gereken sözlerden bir tanesidir bu. Ben bu sözü öğrenciliğimde duyduğumu hatırlamıyorum. Yeni bir makale okurken karşılaştım ve bana tıbbın 21. yüzyıla adım atarken yaşadığı bir faciayı hatırlattı. 1980’li yıllarda temel ekonomik ve sosyal sorunlarını çözmüş toplumlarda ortaya çıkan “daha kaliteli ve daha uzun yaşama” arzusu insanların zihninde büyük bir yer edinmişti. Uzayan ortalama yaşam süresi, insanoğlunun daha önce karşılaşmadığı ya da sorun olarak görmediği ancak kapitalist yaklaşım ile kolaylıkla paraya dönüştürülebilecek yeni alanlar ortaya çıkardı. İşte bu yaklaşımla, 1990’lı yılların en meşhur pazarlarından bir tanesi menapoz dönemini yaşayan kadınlar oldu. “Menapoz kadın hayatının fizyolojik bir parçasıdır” ifadesi tüm gerçekliğine rağmen, bir östrojen eksikliği gibi algılatıldı ve milyarlarca dolarlık bir ilaç pazarı ortaya çıkarıldı.

Lauren Hutton tüm zamanların en meşhur manken ve fotomodellerinden bir tanesidir. ABD’nin yüksek tirajlı dergilerinden bir tanesi olan Parade dergisinin 19 Mart 2000 sayısının kapağında da bu mankenin fotoğrafı vardı. Hutton, menapoza girmiş kadınlara daha uzun, daha iyi ve daha zeki yaşamanın yolunu gösteriyordu; östrojen tedavisi. Zira menapoz tedavi edilebilir, tamamı ile önlenebilir bir östrojen hormonu eksikliği hastalığı idi. 2000’li yıllarda büyük bir medya desteği ile koparılan bu fırtına sonuçta tam 1 milyon kadına önce sadece östrojen, daha sonra östrojen ve progesteron replasman (yerine koyma) tedavisi başlanması ile devam etti. Büyük umutların bağlandığı ve “ebedi gençlik” olarak lanse edilen bu tedavinin sadece beş yıl sonra ortaya çıkan sonuçları büyük bir hüsrandan ibaretti. Menapozu fizyolojik bir dönem olarak kabul etmeyen bu zihniyet milyon kadına bu ilaçları vermiş ancak ne gençlik, ne zindelik ne de sağlıklı uzamış yaşam süresi elde edememişti. Dahası ve en acısı bu hormonların kullanımı ile azalacağı söylenen pek çok hastalığın görülme sıklığı artmıştı. Hormon tedavisi kullanan kadınlarda azalması beklenen belirli tür kanserler, kalp krizi, bunama vb. gibi hastalıkların görülme sıklığı azalmamış, artmıştı. 2000’li yıllardan itibaren saygın tıp dergilerinde yayınlanan makaleler ile her menapoza giren kadına sorgusuz sualsiz hormon ilaçlarının verilmesinden sessiz sedasız vazgeçilmeye başlandı.

Bize yine insan vücudunun genleri ile belirlenmiş temel çalışma prensiplerini hatırlatma görevi düştü. Menapoz her kadın tedavi edilmesi gereken bir dönem veya hastalık değil insan ömrünün fizyolojik bir parçasıdır. Bu gerçeği öğrenmek için 1 milyon kadına hormon tedavisi vermek gerekir miydi? Eğer tıp sadece insan vücudu ile uğraşan insanlara bırakılsaydı, elbette gerekmezdi. Ancak kapitalizmin sağlıklı insanlara da ilaç satma arzusu, bu modern çağda bir milyon kadını bir meta olarak kullanmakta hiçbir mahsur görmemiştir.

Şimdi Harvard Tıp Fakültesi Dekanı’nın yukarıda söz ettiği yanlış bilginin hangisi olduğunu menapoz özelinde öğrendik. Bugün ebedi gençlik diye bir şeyin olmadığını, ancak sağlıklı yaşlanmanın mümkün olduğunu biliyoruz. Annelerimizin, ninelerimizin bu ilaçları hiç tecrübe etmeden sağlıklı bir şekilde yaşlandıklarını da…Şimdi geçerliliğini halen koruyan Harvard Tıp Fakültesi Dekanı’nın sözünü bir kez daha okuyunuz. Sonra da sahip olduğunuz hastalıkları ve bu hastalıkların tedavisi için kullandığınız ilaçları düşününüz. On yıl sonra görüşmek üzere…

Doç.Dr.Ahmet Korkmaz
Kaynak: allturk.com